AKP iktidarının birbirinden kopuk mantıklarla kurduğu, farklı bakanlıklara dağıttığı ve derdi büyük ölçüde fiyatların yerinde durmasına indirgediği bir araç yığını var.
Ulusal Gıda Stratejisi Nedir, Ne Değildir?
Bir belgenin kapağında strateji yazması, o belgeyi strateji yapmaz. Dünyadaki uygulamalara ve gıda politikası yazınına baktığımızda, bir ulusal gıda stratejisini gerçek kılan olmazsa olmazlar belli. Ve bunların hepsi bir arada bulunacak. Biri eksikse, elinizdeki şey strateji değil.
Birincisi, gıdaya tek sistem olarak bakmak. Gerçek bir strateji, gıdayı tarladan sofraya tek bir zincir olarak ele alır. Üretim, işleme, dağıtım, market, tüketim, halk sağlığı, çevre, iklim, atık. Bunları ayrı ayrı bakanlıkların dosyaları gibi değil, birbirini besleyen döngüler olarak okur.
İkincisi, yasaya yazılmış, ölçülebilir, izlenebilir hedefler. Niyet beyanı, temenni, performans göstergesi bir strateji için yetmez. Hedef yasanın güvencesine bağlanacak. Bağlanmazsa siyasi rüzgar döner, hedefler buharlaşır. Bunun önüne geçemezsiniz.
Üçüncüsü, bakanlıkları birbirine bağlayan yönetişim yapısı. Gıda tek bir bakanlığın işi değil. Sağlık, ticaret, çevre, eğitim, maliye, sosyal politikayla ilgili bütün bakanlıklar aynı hedefe birlikte yürüyecek.
Dördüncüsü, halkın katılımı. Sivil toplum, üreticiler, tüketiciler, sendikalar, meslek örgütleri ve akademi karar masasına yapısal olarak oturacak. Bunun için konseyler, kurullar gerekiyor. Bu ortak akıl önemli bir iş görür. Stratejiyi, uzmanların kendi arasında yazdığı bir belge olmaktan çıkarır. Toplumun ortak kararı haline getirir.
Beşincisi, bağımsız gözler. Stratejiyi dışarıdan izleyen, değerlendiren ve hesap soran yapılar. Altıncısıysa bütçe. Bu iş için ayrılmış, adı konmuş, güvence altına alınmış bütçe.
Elimizdeki Bir Araç Yığını
Türkiye’de gıda ve tarım alanında belge mi ararsınız, kurum mu, program mı? Herhangi bir kıtlık yok. Tersine, bolluk var. Ama oturup bu bolluğun dökümünü çıkardığınızda karşınıza bir strateji çıkmıyor. AKP iktidarının farklı dönemlerde, farklı dertlerle, birbirinden habersiz kurduğu ve derdi yine büyük ölçüde fiyatların yerinde durmasına indirgediği bir araç yığını çıkıyor.
Tarım ve Orman Bakanlığı’nın bir stratejik planı var. 106 sayfa. İçinde 7 amaç, 32 hedef, 153 performans göstergesi var. Plan kağıt üstünde halkın güvenilir gıdaya erişmesinden, tarım girdilerinde dışa bağımlılığın azalmasından, üreticinin refahından söz ediyor. Ama konu kendi kurum içi iş planından öteye gitmiyor. Gıdayı halk sağlığı, sosyal politika ve yurttaşlık hakkı olarak ele alan bütüncül bir ulusal strateji değil bu.
Peki plandaki hedefler gerçekçi mi? Bana sorarsanız burası çok tartışmalı. Plan, yapısal sorunları teşhis edip bunları çözecek bağlayıcı bir yol haritası ortaya koyamıyor. İki ihtimal görüyorum: Ya nasıl çözüleceğini bilmiyorlar ya da çözümler kendi siyasi gelecekleriyle çelişiyor. Belki ikisi de. Bu ülkede durmadan plan yazılıyor, belge yazılıyor, program yazılıyor. Uygulayan yok.
Sağlık Bakanlığı’nın da bir programı var. Türkiye Sağlıklı Beslenme ve Hareketli Hayat Programı. Obeziteye ve beslenmeye bakıyor. Ama gıdanın nasıl üretildiğiyle, gıda politikasıyla, gıda çevresinin düzenlenmesiyle bağı yok. Biri sofradaki diyete bakıyor, öteki gıda üretimine. Aralarında köprü yok. Bütün bu araçlar farklı bakanlıklarda, farklı mantıklarla, birbirinden habersiz işliyor.
Bütün bunların sizinle ilgisi şu. Gerçek bir stratejinin masasında tüketicinin de oturacağını söyledim. Tüketici kim? Her gün o gıdayı alıp o sofrayı kuran herkes. Yani siz. Ulusal Gıda Stratejisi kulağa uzak bir kamusal belge gibi geliyor. Oysa konu sizin sofranız, sağlığınız, emeğiniz, yurttaşlık hakkınız. Bugün belge bol, kurum bol, program bol. Olmayan tek şey strateji. Strateji olmayınca güvencesiz kalan da sizin sofranız.