Anasayfa / Günün Haberleri / Siz uyurken odada neler oluyor? Beynin gizli temizlikçileri | Dr. Hüseyin Nazlıkul, M.D. PhD.

Siz uyurken odada neler oluyor? Beynin gizli temizlikçileri | Dr. Hüseyin Nazlıkul, M.D. PhD.



Beyniniz her gece kendini temizliyor; peki siz ona yardım ediyor musunuz?

İnsanlık tarihinin büyük bölümünde gece karanlık demekti. Karanlık; dinlenmek, yavaşlamak ve organizmanın kendi içine dönmesi anlamına gelirdi. Bugün ise geceler aydınlık. Sokaklar aydınlık. Evler aydınlık. Telefon ekranları aydınlık. Ama garip bir şekilde insanlar hiç olmadığı kadar yorgun. Belki de sorun tam burada başlıyor.

Çünkü modern insan ışığı çoğalttıkça bedeninin karanlıkta yaptığı işleri unutmaya başladı. Gündüzleri bedenimizi yönetmeye çalışıyoruz. Kalori hesaplıyoruz. Adım sayıyoruz. Takviyeler alıyoruz. Programlar yapıyoruz. Oysa geceleri bedenimiz bizi yaşatmaya çalışıyor. Üstelik bunu sessizce yapıyor.

Biz fark etmeden. Biz uyuduğumuzu sanırken.

BEYİN GECE BOYUNCA KENDİSİNİ TEMİZLİYOR

Son yıllarda nörobilim alanında yapılan çalışmalar çok önemli bir gerçeği ortaya koydu. Beyin gece boyunca kendisini temizliyor. “Glimfatik sistem” adı verilen bu özel mekanizma sayesinde gün içerisinde sinir hücrelerinde biriken metabolik artıklar, protein parçacıkları ve hücresel atıklar uzaklaştırılıyor. Bir anlamda beyin kendi bakımını yapıyor. Kendi çöpünü topluyor. Kendi sokaklarını temizliyor. Gündüz boyunca çalışan milyarlarca nöronun ardından gece sessiz bir belediye hizmeti başlıyor. Fakat mesele yalnızca beyin değil.

Asıl büyük hikâye bedenin görünmeyen derinliklerinde yaşanıyor.

Alman bilim insanı Alfred Pischinger’in tanımladığı Ekstrasellüler Matriks (ECM), hücreler ile damarlar arasında bulunan ve yaşamın sessiz organizatörü gibi çalışan biyolojik bir ara alandır. Hücreler burada beslenir. Hücreler burada haberleşir. Bağışıklık sistemi burada yönlendirilir. Sinir sistemi burada bilgi aktarır. Atıklar burada toplanır. Yaşamın görünmeyen lojistik merkezi aslında burasıdır.

SORUN ÇOĞU ZAMAN ORGANLARDA DEĞİLDİR

Bugün kronik ağrıların, fibromiyaljinin, migrenin, irritabl bağırsak sendromunun, otoimmün hastalıkların ve birçok açıklanamayan yorgunluk tablosunun arka planında bu matriks alanındaki yüklenmelerin ve regülasyon bozukluklarının önemli rol oynadığı düşünülmektedir. Sorun çoğu zaman organlarda değildir.

Sorun organizasyon sistemindedir. Tıpkı bir şehirde yollar tıkandığında sorunun tek bir binada değil bütün ulaşım ağında olması gibi.

GÖRÜNMEZ YÜK

Modern insan ise tam da bu sistemi zorlayan bir hayat kurmuş durumda.

Tarih boyunca insan organizmasının karşılaşmadığı kadar yoğun bir uyaran bombardımanı altında yaşıyoruz. Gece yarısına kadar ekran ışıkları.

Sürekli akan haberler. Bitmeyen bildirimler. Geç saatlerde yenilen yemekler. Kronik stres. Ekonomik kaygılar. Yalnızlık. Gelecek korkusu. Ve bütün bunların üzerine eklenen görünmez bir çevresel yük:

Elektrosmog.

Kablosuz ağlar.

Bluetooth sistemleri.

Akıllı saatler.

Telefonlar.

Yatak başında çalışan elektronik cihazlar.

Milyonlarca yıllık evrimsel geçmişe sahip biyolojik organizma, tarihin hiçbir döneminde bu yoğunlukta elektromanyetik bir çevrede yaşamamıştı. Elbette teknolojiye sırt çevirmek mümkün değil. Mesele teknoloji düşmanlığı değildir.

Mesele biyolojiye saygıdır. Çünkü bedenin de bir çalışma ritmi vardır.

Ve o ritim ihmal edildiğinde organizma bunun bedelini er ya da geç ödetir.

Regülasyon tıbbının temel bakış açısı tam da burada devreye girer. Çoğu zaman hastalık dediğimiz şey, bir yapının bozulmasından çok, bir düzenin bozulmasıdır.

Organ sağlam olabilir. Tetkikler normal olabilir. Ancak organizmanın regülasyon kapasitesi tükenmiş olabilir. İnsan kendisini sürekli alarm halinde yaşayan bir ülkeye dönüştürebilir.

FREN SİSTEMİ GİDEREK ETKİSİNİ YİTİRİR

İşte bu noktada otonom sinir sistemi belirleyici hale gelir. Sempatik sistem yıllarca gaz pedalına basılı kalmış bir araç gibi çalışır. Fren sistemi ise giderek etkisini yitirir. Beden uyur ama gevşeyemez. İnsan yatağa girer ama organizma nöbet tutmaya devam eder. Bu nedenle derin uyku yalnızca dinlenme değildir.

Derin uyku aynı zamanda bir güvenlik hissidir. Bedenin tehlikenin geçtiğine inanmasıdır. Organizmanın nöbetten çıkmasıdır.

Nöralterapiye bu açıdan baktığımızda, mesele yalnızca ağrı tedavisi değildir. Nöralterapi organizmanın unutulmuş regülasyon kapasitesini yeniden hatırlatma girişimidir.

Ganglion stellatum.

Diyafragma.

Abdominal ganglionlar.

Segmental alanlar.

Bozucu alanlar.

Bunların her biri yıllardır alarm halinde çalışan sinir ağlarının yeniden dengeye gelmesine katkı sağlayabilir. Klinikte sıkça gördüğümüz bir durum vardır:

Uyku düzeldikçe ağrılar azalır.

Ağrılar azaldıkça bağırsak düzelir.

Bağırsak düzeldikçe enerji artar.

Enerji arttıkça kişi yeniden hareket etmeye başlar.

Bir düğüm çözülünce diğer düğümler de çözülmeye başlar.

Çünkü beden parçaların toplamı değildir.

Bir bütündür.

Bazı insanlarda ise çevresel yük organizmanın kendi temizleme kapasitesini aşabilir.

Ağır metaller.

Çevresel toksinler.

Kimyasal maruziyetler.

Kronik inflamasyon kaynakları.

Bu gibi durumlarda uygun hasta seçimiyle uygulanan detoksifikasyon ve şelasyon yaklaşımları organizmanın doğal temizleme süreçlerine destek olabilir.

Ancak burada unutulmaması gereken önemli bir gerçek vardır:

Hiçbir tedavi yaşam biçiminin yerine geçemez.

Hiçbir serum kötü uykunun telafisi değildir.

Hiçbir ilaç sürekli stresin panzehiri değildir.

Hiçbir teknoloji insan bedeninin milyonlarca yıllık biyolojik ritminden daha akıllı değildir.

GÖRÜNMEZ İŞÇİLERE BİRAZ DAHA SAYGI

Her gece beyniniz temizleniyor. Matriksiniz yenileniyor. Bağışıklık sisteminiz yeniden düzenleniyor. Hormonlarınız yeniden senkronize oluyor. Hücreleriniz onarılıyor. Siz uyuduğunuzu sanırken bedeniniz gece vardiyasına çıkıyor.

Belki de modern insanın yeniden öğrenmesi gereken şey budur:

Sağlık bazen yeni bir şey yapmak değil, bedenin zaten yapmakta olduğu şeylere engel olmamaktır. Çünkü organizma yaşamaktan yanadır. Beden iyileşmek ister.

Beyin temizlenmek ister. Hücreler yenilenmek ister. Ve gece, bütün bu sessiz emeğin sahnesidir.

Belki de sağlık dediğimiz şey, her gece bizim için çalışan bu görünmez işçilere biraz daha saygı göstermektir.

Nöralterapi ve Hüseyin Nazlıkul’un diğer tedavi yöntemlerine buradan ulaşabilirsiniz.

Buradan; https://www.huseyinnazlikul.com/icerik/noralterapi-tedavisi-213

Cevap bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir