
Ono, sergilerinde izleyiciyi yalnızca bir felaketi izlemeye değil, o felaketin çözümüne veya yas sürecine ortak olmaya davet eder. Nitekim onun “Mend Piece” (Onarım Parçası) gibi ikonik işlerinde kırık seramikleri ve parçalanmış nesneleri bir araya getirme talimatı vermesi, dünyadaki yıkıma karşı kolektif bir iyileşme arayışı…
Plastikle kaplı, atıklarla dolu ve şiddetin/tüketimin esiri olmuş bir dünyada Yoko Ono şu mesajı verdi hepimize… Yoko Ono’nun İstanbul’daki bu buluşmada vurguladığı şey, tehlikenin büyüklüğü kadar, insanlığın hâlâ bir araya gelerek iyileşme ve farkındalık yaratma gücüne sahip olduğudur. Plastik atıklar dünyayı boğarken, onun kavramsal sanatı bize nefes alacak zihinsel pencereler açmaya çalışıyor.
Yoko Ono’nun sergisinde dile getirdiği “geçicilik, tüketim çılgınlığı ve dünyanın görünmez bir çöküşe doğru gittiği” uyarısı, gastronomi ve gıda güvenliği açısından incelediğimizde felaketin büyüklüğünü daha görünür kılar. Görünürdeki plastik çöpler, gözlerimizin görmediği ancak tabağımıza kadar giren mikroplastiklere (5 milimetreden küçük plastik parçacıkları) dönüşmüş durumdadır.
Modern endüstrinin “kullan-at” kültürünün faturası, bugün soframızdaki gıdaların dokusuna kadar işlemiştir.
DENİZDEN SOFRAYA; MAVİ EKOSİSTEMİN PLASTİK YÜKÜ….
Plastik kirliliği denizel ekosistemleri boğarken, besin zincirinin en üst basamağında yer alan insan da bu döngüden payını alıyor… Yapılan saha araştırmaları, deniz ürünlerindeki mikroplastik yoğunluğunun korkutucu boyutlara ulaştığını gösteriyor. Ege, Marmara ve Akdeniz’de incelenen balıkların neredeyse yarısının midesinde plastik liflere rastlanıyor…
Özellikle süzerek beslenen midye ve karides gibi canlılar mikroplastikleri bünyesinde topluyor. Sokak lezzetlerinden sofra lezzetlerine kadar uzanan midye dolmaların büyük bir kısmında mikroskobik düzeyde plastik lifler tespit ediliyor.
Mikroplastik kirliliği sadece okyanuslarla sınırlı değil; tarım toprakları da ciddi bir tehdit altında… Tarımda kullanılan plastik örtüler, sera kaplamaları ve kimyasal gübre kaplamaları zamanla güneş ışığı (UV) ve fiziki etkenlerle parçalanarak toprağa karışıyor… Araştırmalar, nanoplastik seviyesindeki çok küçük parçacıkların bitki kökleri tarafından emilerek meyve, sebze ve kök sebzelerin (havuç, turp, elma, brokoli gibi) yenilebilir kısımlarına kadar taşındığını doğruluyor.






