İran‘da son dönemde yaşanan askerî ve siyasi gelişmeler, Tahran’ın güvenlik ve dış politika yaklaşımında yeni bir döneme girildiği değerlendirmesine yol açtı.
Tahran’da yaşayan Gazeteci Mehmet Ali Akbulut, İran’daki gelişmeleri Odatv’ye değerlendirdi. Akbulut’a göre, İran İslam Cumhuriyeti’nin dini lideri Mücteba Hamaney‘in yeni olduğu belirtilen görüntüsünün paylaşılması, askerî ve güvenlik kadrolarındaki değişiklikler ve Muhsin Rızai’nin İran Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi Genel Sekreterliği’ne getirilmesi aynı çerçevede okunmalı.
TEKNİK KAPASİTE VE SERTLİK ORTAK NOKTA
Askerî ve güvenlik atamalarının yeni bir stratejinin önemli göstergelerinden biri olduğunu belirten Akbulut, özellikle teknik kapasitesi ve sert söylemleriyle öne çıkan isimlerin kritik görevlere getirilmesine dikkat çekti.
Akbulut, İran’ın geçmişteki savaş tecrübeleri ile günümüzün teknik ve askerî imkânlarını bir araya getirmeye çalıştığı kanaatinde.
MUHSİN RIZASİ ATAMASI
Muhsin Rızai, İran Devrimi öncesinde İslami hareket içerisinde faaliyet göstermeye başlayan isimlerden biri.
1955 doğumlu olan Rızai, İran’ın güneyindeki Huzistan bölgesinde Şah rejimine karşı yürütülen İslami mücadelede yer aldı. Bu faaliyetleri nedeniyle Şah rejiminin güvenlik ve istihbarat birimlerinin takibine girdi ve tutuklandı.
1979 İran Devrimi’nin ardından ise Ayetullah Ruhullah Humeyni’nin özel koruma ekibinde görev aldı.
Rızai’nin kariyerindeki en önemli dönüm noktalarından biri, Devrim Muhafızları Ordusu ile ilişkisi oldu. İran-Irak Savaşı sırasında, 27 yaşında Devrim Muhafızları’nın başına geçen Rızai, yaklaşık sekiz yıl süren savaş boyunca bu görevi yürüttü.
EN UZUN SÜRE GÖREV YAPAN KOMUTANLARDAN
Rızai, Devrim Muhafızları’nın yapılanmasında da önemli rol oynadı. Özellikle mühendislik, teknik kapasite ve altyapı alanlarında yapılan çalışmalara öncülük etti.
Savaş sonrasında da Devrim Muhafızları’nın ekonomik ve altyapı projelerinde etkin rol üstlenen Rızai, böylece yalnızca askerî alanda değil, İran’ın ekonomik yapılanmasında da etkili isimlerden biri hâline geldi.
Akbulut, Rızai’nin geçmişinin yalnızca bir askerlik kariyerinden ibaret olmadığını, askerî tecrübesini ekonomik ve sosyal politikalarla birleştiren bir siyasi figür olduğunu belirtti.
CUMHURBAŞKANLIĞI İÇİN YARIŞTI
Rızai, Devrim Muhafızları komutanlığından sonra İran siyasetinde de aktif rol aldı.
İran’da birkaç kez cumhurbaşkanlığına aday olan Rızai, seçimlerde istediği sonucu elde edemedi. Buna rağmen ülkenin siyasi yapısı içerisindeki ağırlığını korudu.

Rızai ayrıca Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi döneminde ekonomik işlerden sorumlu cumhurbaşkanı yardımcılığı görevinde bulundu. Bunun yanında İran Nizamının Maslahatını Teşhis Konseyi’nin sekreterliği ve sözcülüğü gibi görevler de üstlendi.
Ekonomik politikalar konusunda da kendine özgü görüşleri bulunan Rızai, İran’ın farklı bölgelerindeki üretim kapasitesi, gelir kaynakları ve ekonomik farklılıkları dikkate alan “ekonomik federalizm” fikrini savundu.
‘ABD VE İSRAİL’ SERTLİK’ ÇİZGİSİNDE
Rızai’nin siyasi çizgisinin en belirgin özelliklerinden biri ise ABD ve İsrail karşıtı sert tutumu.
Devrim öncesinde başlayan bu çizginin İran Devrimi sonrasında da devam ettiğini belirten Akbulut, Rızai’nin son dönemdeki açıklamalarında da ABD’nin bölgedeki askerî varlığının sona erdirilmesi ve İran’a yönelik saldırılar nedeniyle tazminat ödenmesi gerektiğini savunduğuna dikkat çekti.
Özellikle son saldırıların ardından Rızai’nin söylemlerindeki sertleşmenin daha belirgin hâle geldiğini belirten Akbulut, deneyimli askerin İran’ın savunma doktrininden saldırı kapasitesini önceleyen bir anlayışa geçmesi gerektiğini savunan isimlerden biri olduğunu ifade etti.
NEDEN ULUSAL GÜVENLİK KONSEYİ
Rızai’nin yeni görevinin önemini artıran bir diğer unsur ise atandığı kurum.
İran Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi; ülkenin dış politika, savunma, güvenlik ve askerî stratejileri başta olmak üzere çeşitli tehditlere karşı alınacak kararların belirlendiği en üst anayasal kurumlardan biri.
Konseyde cumhurbaşkanı, Meclis Başkanı, Yargı Erki Başkanı, Genelkurmay Başkanı, İstihbarat Bakanı, Devrim Muhafızları Komutanı, Dışişleri Bakanı, İçişleri Bakanı ve Plan ve Bütçe Kurumu Başkanı gibi kritik isimler bulunuyor. Dini Lider’in temsilcileri de Konsey’de yer alıyor.
Konsey’in kararları, İran’ın güvenlik ve dış politika mekanizması açısından doğrudan belirleyici nitelik taşıyor.
ATAMANIN ÖNÜNE GEÇTİ
Rızai’nin atanmasını dikkat çekici hâle getiren noktalardan biri de yalnızca görevin kendisi değil, atamanın yapılış biçimi.
Akbulut’a göre Rızai’nin Hamaney tarafından Konsey’de temsilci olarak görevlendirilmesi ve Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan tarafından Genel Sekreterliğe getirilmesi, İran yönetiminin üst kademelerinde koordinasyon bulunduğuna ilişkin güçlü bir mesaj taşıyor.
Bu nedenle atama, İran yönetiminde Cumhurbaşkanı, dini lider ve askerî kanat arasında görüş ayrılığı bulunduğu yönündeki iddialara karşı bir cevap olarak da değerlendiriliyor.

HAMANEY’İN MESAJI
Akbulut, Rızai’nin Genel Sekreterlik görevine getirilmesinin dış dünyaya da mesaj verdiğini belirtti.
Rızai’nin askerî geçmişi ve son dönemdeki açıklamaları dikkate alındığında, İran’ın olası müzakerelerde daha sert bir pozisyonla masaya oturmasının beklendiğini söyleyen Akbulut, Tahran’ın artık yalnızca savunma anlayışı üzerinden hareket etmeyeceğini savundu.
Bu durumun, ABD’nin saldırgan taraf olarak tanımlanması ve müzakerelerin de bu kabul üzerinden yürütülmesi anlamına gelebileceği değerlendiriliyor.
Akbulut, bu atamayla İran’ın içeride “birlik” mesajı verdiğini, dışarıya ise olası müzakerelerde daha güçlü ve sert bir pozisyonla hareket edeceğini gösterdiğini belirtti.
BÖLGEDEKİ GELİŞMELER RADARDA
Akbulut, bu değişimler yaşanırken İran’ın bölgedeki diplomatik gelişmeleri de yakından takip ettiğini söyledi.
ABD’nin bölgedeki varlığındaki değişim; Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması ve Hürmüz Boğazı başta olmak üzere uluslararası su yollarının geleceğine ilişkin tartışmaların Tahran tarafından yakından izlendiği ifade edildi.
‘SALDIRIYI ÖNCELEYEN ANLAYIŞA GEÇİŞ’
Akbulut, İran’ın yeni dönemine ilişkin diğer işaretlerden birinin Hamaney’in kamuoyu önündeki görünürlüğünde yaşanan değişim olduğunu söyledi.
Hamaney’in daha önce ağırlıklı olarak mesajları üzerinden kamuoyuna hitap ettiğini belirten Akbulut, medresede bir gruba ders verirken çekilen görüntülerinin paylaşılmasının ise farklı bir anlam taşıdığını ifade etti.
Akbulut’a göre bu görüntüler, Hamaney’in İran kamuoyunda daha görünür bir rol üstleneceğinin işareti olarak değerlendirilebilir.
Odatv.com






