
Marmara Depremi’nde yaşadıkları acının ardından gönüllü katıldıkları AKUT’ta tanışıp hayatlarını birleştiren çift bugün afetzedelerin yardımına koşuyor.
Kocaeli’nin İzmit ilçesinde yaşayan Bülent Şentürk, merkez üssü Gölcük olan 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi’nde ailesiyle birlikte enkaz altında kaldı. Yıkıntıların arasında uzun süre yaşam mücadelesi verdikten sonra enkazdan kurtarılan Şentürk, yaşadığı büyük yıkımın yanı sıra 10 yaşındaki kız kardeşini ve birçok yakınını kaybetti.
Depremin yarattığı travmadan kurtularak yeniden hayatına dönen Şentürk, 2009 yılında 17 Ağustos Marmara Depremi’nin yıl dönümü dolayısıyla düzenlenen anma programında AKUT’un standıyla karşılaşarak arama kurtarma gönüllüsü olmaya karar verdi.
AKUT bünyesinde kendisini depremzedelere el uzatmaya adayan Şentürk’ün yolu, yine depremzede olan ve dernekte görev yapan eşi Elif Şentürk’le kesişti. 2014’te dünyaevine giren çiftin, Ali Uras adında bir çocukları dünyaya geldi.
Dernekte arama kurtarma gönüllüsü olarak görev yapan Şentürk çifti, yaşadıkları büyük acı ve travmanın ardından şimdi afetzedelerin yardımına koşuyor.
Şişli’deki İstanbul AKUT merkezinde görevli çift, depremde yaşadıklarını, dernekteki çalışmalarını ve depremle ilgili ailelere yönelik bilinçlendirme faaliyetlerini anlattı.
“İNSNA ORADAN KURTULMAK İÇİN ELLERİYLE ÇIRPINIYOR”
Gölcük’te ailesiyle yaşadığını dile getiren Şentürk, depremin yaşandığı gün tatilden evine döndüğünü, annesi, babası ve kardeşleriyle gece deprem sarsıntısıyla uyandıklarını, böyle bir deprem görmedikleri için ne olduğunu anlayamadıklarını, ayağa kalkıp birkaç adım attıktan sonra evlerinin yıkıldığını anlattı.
Ailece enkaz altında kaldıklarını kaydeden Şentürk, “Enkazdan ilk amcam beni çıkardı. Sonra ben kardeşimi çıkardım. Vücudumda yaralar vardı ve her tarafım çizik kesiklerle doluydu. Sonra annemi çıkardık. Annem de çok darbe almıştı ve vücudunda çok kırıklar vardı. Diğer kardeşlerimin çıkışını görmedim. Kız kardeşim Meral, 10 yaşındaydı, depremde kaybettik. Amcam ve yengem de aynı evdeydiler, vefat ettiler. Oturduğumuz binada 11 kişiyi kaybettik.” diye konuştu.
Şentürk, enkaz altında yaşadıklarını ve depremin psikolojik etkilerini, “Enkaz altındaki duygularımı unutamam. Bağrışmalar, birbirimizle konuşmalar… İnsan oradan kurtulmak için elleriyle çırpınıyor. Depremin ardından sağlık sorunundan ziyade psikolojik sorunlar oluştu. Çadırda yatıyorduk. Her an böyle bir korku yaşıyorduk. Artçılar oluyordu. Sanki yer yarılacak içine girecektik. Evimizin de aşağısında toprak kayması olmuştu. Yol dümdüzdü, 3 metre aşağı kaydı. Onları da görünce insan tabii kötü oluyor.” sözleriyle dile getirdi.
Depremden sonra hayata bakış açısının değiştiğini, 2009’da AKUT’ta gönüllü olarak görev yapmaya karar verdiğini ifade eden Şentürk, “Depremde beni kurtaran insanlar ve ekip vardı. Bana el uzatan ekipten taraf olmak istedim. İnsanlara yardım ederim, el uzatırım diye düşündüm ve ekibe katıldım. Birçok kişiye de yeri geldiği zaman elimizi uzattık. Çok güzel bir duygu.” dedi.
Şentürk, AKUT’a katıldıktan sonra eşiyle tanıştıklarını ve beraber depremzedelere yardım eli uzattıklarını dile getirerek, “Eşimle dernekte tanışıp evlenmemiz çok farklı oldu. Aynı gemide beraberiz. Bazı operasyonlara beraber gidiyoruz. Bu yönden çok iyi oluyor, birbirimizi çok iyi anlıyoruz.” ifadelerini kullandı.
Şentürk, 6 Şubat 2023’te meydana gelen Kahramanmaraş merkezli depremlerin ardından Hatay’da görev yaptığını, insanları hayata bağlamanın kendisinde oluşturduğu duyguları kelimelere sığdıramayacağını söyledi.
Deprem ülkesinde olunduğunu ve buna hazırlıklı olunması gerektiğini vurgulayan Şentürk, “Öncelikle deprem öncesi ve sonrası yapılması gerekenleri iyi bilmemiz lazım. Toplanma alanlarını önceden belirlemek gerekir. Evimizdeki hareketli nesneleri sabitleyip deprem halinde nerede durup ne yapacağımızı, deprem öncesi sonrası için hazırlıkları, deprem çantası, acil durum ilaçlarımızı, sularımızı, bunların hepsini öncesinde hazırlamamız gerekiyor. Depremde yerde çök-kapan-tutun yapmak da önemli.” önerilerinde bulundu.
Elif Şentürk ise, Gölcük’teki evinde ailesiyle depreme yakalandığını, büyük bir sarsıntıyla uyandıklarını, sarsıntı geçtikten sonra dışarı çıkmayı başardıklarını ancak evinin depremde hasar gördüğünü, bazı duvarlarının yıkıldığını anlattı.
Depremin ardından liseyi bitirdiğini ve bir depremzede olduğu için insanlara yardım etmek amacıyla AKUT’ta görevli olduğunu, eşiyle de burada tanıştığını kaydeden Şentürk, “Eşimle beraber çalışmanın çok büyük avantajı var çünkü birbirimizi çok iyi anlıyoruz. İkimizin zaten oraya geliş amacı belli. İnsanların hayatlarına dokunabilirsek bizim için en büyük mutluluk bu.” dedi.
Şentürk, ebeveynlerin çocuklarını depremle ilgili bilgilendirmesi gerektiğini belirterek, “Ülkemiz deprem bölgesi. Depremler sürekli olacak. Çocuğuma bunu doğal bir şey olarak anlatmaya çalışıyorum. Sürekli ailece AKUT’tayız. Evde sürekli deprem konusu var, depreme hazırlık konuşuluyor. Çocuğumuzda da bir bilinç oluştu. Ne kadar bilinçlenirsek, o anda durumu ne kadar iyi yönetebilirsek aslında o kadar karlı çıkacağız.” ifadelerini kullandı.
Çiftin 12 yaşındaki oğlu Ali Uras Şentürk de deprem öncesinde, anında ve sonrasında ne yapılması gerektiğini bildiğini, deprem korkusunu yenmeyi başardığını söyledi.





